
Yapay zekanın (AI) yükselişi 1950'li yıllara kadar uzanır; ancak küresel ölçekte bilinirlik ancak 2023 yılı civarında kazanmıştır. Yapay zeka konusu o tarihten itibaren, özellikle ChatGPT'nin piyasaya sürülmesinden sonra, sıklıkla tartışılan bir tema haline gelmiştir. Platform, sunduğu imkânlar sayesinde hızla popülerlik kazanmış ve her sektördeki kişiler için bir can simidi ile zaman kazandıran bir çözüm olmuştur. Bununla birlikte yapay zekanın kapasitesinin yanı sıra, yapay zekanın verdiği yanıtların kalitesinin de merkezde yer alması gerekir; zira yanıtların zaman zaman hatalı, yanıltıcı ve yanlış olduğu tespit edilmiştir.
Hukuki yapay zekanın sunduğu imkanlar ve vaatler
Hukuki danışmanlık arayan pek çok kişi ve hatta avukatların kendileri bile, çeşitli görev ve sorularda verimlilik, doğruluk ve açıklık sağladığı için yapay zekâya yönelmektedir. Hukuki hizmetlere erişimin daha sınırlı olduğu ABD gibi bazı ülkelerde, örneğin American Bar Association'ın 2024 yılında yaptığı bir araştırma, hukuk pratiğinde yapay zekâ kullanımının 2023'te %11 iken 2024'te neredeyse üç katına çıkarak %30'a ulaştığını göstermiştir. Ayrıca hukuki yapay zekâ, “insan hatalarını” önleyebilir ve insan gözünün ve dikkatinin yetersiz kalabileceği durumlarda her ayrıntıya büyük özen gösterebilir. Verimlilik açısından ise yapay zekâ araçları, avukatlara tekrarlayan görevlerde yardımcı olarak haftada birkaç saate kadar tasarruf etmelerine katkı sağlar; ayrıca bireylerin avukata başvurmak yerine küçük soruları için hukuki yapay zekâyı kullanabilmesine imkân vererek bu süreci hızlandırır. Bu sayede insanlar, bir avukatla iletişime geçip randevu almak yerine, sadece birkaç tıklamayla soruları hakkında anında açıklık elde edebilir. Dahası, yapay zekâ birden fazla veri tabanını analiz edebilir; bu da soruna dair daha derin bir kavrayışla kapsamlı araştırma yapılmasını mümkün kılar. Bu avantajlar, yapay zekâyı avukatların yerini alabilecek mükemmel bir alternatif gibi gösterebilse de; yapay zekânın yapılandırılmış ve düşük riskli görevleri yerine getirebilmesi, onun bir insan avukatın nüanslı karar verme yetisini ve etik değerlendirmesini tek başına ikame edebileceği anlamına gelmez. Bu iki husus, vaat edilen avantajlara rağmen yapay zekânın neden temelden kusurlu bir hukuk profesyoneli olduğunu tek başına ortaya koymaktadır.
Yapay zekanın hukuki kavrayıştaki sınırlılıkları
Yapay zekânın hukuki görevlerin yerine getirilmesinde çeşitli avantajları olsa da, sınırlamaları daha da büyük olabilir ve hukuki akıl yürütme, yorumlama, bağlamsal anlayış ve yanlış ya da yanıltıcı bilgiye ilişkin sorunları beraberinde getirebilir. Gerçek hukuki bilgi ve kavrayışa dayanarak yanıt vermek yerine, yapay zekâ sistemleri; özellikle ChatGPT gibi büyük dil modelleri, eğitim verilerindeki kalıplardan hareketle yanıt üretir ve genellikle çevrimiçi kaynaklara sınırlı erişime sahiptir. Bu sınırlama, yapay zekâ araçlarının hukuki gerçekleri, davaları ve alıntıları uydurduğu ve yasaları yanlış yorumladığı, bunun da gerçek hayatta kişileri olumsuz etkilediği vakalara yol açmıştır.
Yapay zeka tarafından üretilen yanlış veya uydurma bilgi sorunu bilinen bir durumdur ve çeşitli hukuki bağlamlarda belgelenmiştir. Örneğin, avukatlar tarafından mahkemede yanlış bilgi kullanılan ilk vakalardan biri dünya çapında haber olmuş ve büyük ilgi çekmiştir. Bir İngiliz mahkemesinin, davacının daha sonra yapay zeka araçlarına atfedilen var olmayan mahkeme kararlarını sunduğu bir davayı ele aldığı bildirilmiştir. Benzer bir şekilde Fransa'da, yapay zeka destekli bir hukuki araç, hiçbir zaman kabul edilmemiş değişiklikler uydurarak GDPR düzenlemelerini yanlış tanıtmış; bu durum, zamanında fark edilmeseydi hukuki süreçleri yanıltabilirdi.
Bu vakalar, çok sayıdaki örnekten yalnızca birkaçıdır; ancak hukuki süreçlerde insan gözetiminin ne kadar kritik olduğunu gösterir. Hukuk dinamiktir ve yapay zekânın tek başına yapamadığı, göz önünde bulundurulması gereken birçok küçük ayrıntı içerir. Yapay zekânın hukuki içtihatları bağlamsal olarak uygulama veya bireysel koşulları dikkate alma konusunda yetersiz olduğu; bunun da hukuk pratiğinde hayati önem taşıyan beceriler olduğu görülmüştür. Ayrıca Stanford’s Institute for Human-Centered AI tarafından yapılan bir çalışmada, GPT-4 gibi yapay zekâ modellerine hukukî sorular yöneltildiğinde halüsinasyon oranının %88’e kadar yükseldiği tespit edilmiştir; bu da karmaşık hukuki görevler için yapay zekâya güvenmenin önemli ölçüde risk taşıdığına işaret eder.
Sonuç
Bu durum, gerçek bir anlayış, hukuki sorumluluk, yasayı dinamik bir şekilde yorumlama yeteneği ile ahlaki ve toplumsal sonuçları tartma becerisi olmaksızın, yapay zeka araçlarının hukukun karmaşık, yorum gerektiren ve zaman zaman öznel doğasıyla başa çıkamayacağı anlamına gelmektedir. Bu nedenle yapay zeka, mevcut hukuki bilgiye sahip avukatlara kendi gözetimleri altında asistanlık yapmak amacıyla veya bir miktar hukuki yardım arayan bireyler tarafından kullanılabilir; ancak bu yardıma güvenilmemelidir ve hukuki sorunlarla karşı karşıya kalan kişilerin bir avukatla iletişime geçmeleri en doğrusudur.