
İşgücü piyasası düzenlemesinin bir aracı olarak pazara erişim
1. Giriş
İşgücünün kiraya/üçüncü kişilere geçici olarak kullandırılmasına (terbeschikkingstelling) ilişkin kabul/izin Yasası (Wtta) ile yasa koyucu, Hollanda’daki geçici işçi/işgücü kiralama sektörünün düzenlenmesinde temel bir yeniden yapılanmayı tercih etmektedir. Geçmişte suistimallerle mücadele büyük ölçüde medeni hukuk sorumluluk kurguları, vergi teminatları ve özel sertifikasyon sistemleri aracılığıyla yürütülürken, şimdi kamu hukuku temelli bir izin sistemi tercih edilmektedir. 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülen bu düzenleme, yalnızca yeni bir yasal zorunluluğu değil, devletin iş gücünün geçici olarak kullandırılmasına yönelik pazarı yapılandırma biçiminde bir sistem değişikliğini de ifade etmektedir.
Yeni yasanın özü, izin almadan işçi sağlayıcıların artık iş gücü temin edememesi gerektiğidir. Böylece pazara giriş, önceden alınacak bir idari hukuk kararına bağlı hale getirilmektedir. Bu durum, ağırlık merkezinin sonradan uygulanan bastırıcı yaptırımlardan, önleyici şekilde önceden düzenlemeye kaydığı anlamına gelir. Bu bakımdan sistem; finans sektörü veya şans oyunları piyasası gibi, piyasa bütünlüğünün erişim/başvuru değerlendirmesiyle gözetildiği, yoğun şekilde düzenlenen piyasalardaki izin rejimleriyle uyum içindedir.
2. Kabul sisteminin normatif arka planı
Uygulama raporu, Wtta’nın (Wet toelating terbeschikkingstelling van arbeidskrachten) kötü niyetli uygulamalara son vermeyi amaçladığını; özellikle savunmasız işçi göçmenlerin düşük ücret, kötü barınma koşulları ve sosyal güvenlik ile vergi yükümlülüklerinden kaçınmaya yönelik düzeneklerle karşı karşıya kaldığı durumları vurgulamaktadır. Kanun koyucu, kabul sistemini açıkça “dibe doğru yarış”ı durdurmaya yönelik bir araç olarak konumlandırmakta; rekabetin yeniden öncelikle fiyat yerine kalite üzerinden gerçekleşmesini sağlamaktadır.
Bu normatif çaba hukuki açıdan önem taşımaktadır. Zira giriş sistemi, girişimcilik özgürlüğüne ve hizmetlerin serbest dolaşımına bir kısıtlamadır. Bu tür kısıtlamalar ancak meşru bir amaca hizmet ettikleri ve orantılı oldukları takdirde haklı görülebilir. Çalışanların korunmasına, adil rekabete ve piyasa şeffaflığına yapılan vurgu, bu bağlamda yeni rejimin gerekçesini oluşturmaktadır.
3. Piyasayı yöneten kurum olarak Nederlandse Autoriteit Uitleenmarkt
Wtta'nın uygulanması için Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı bünyesinde yeni bir birim kurulmaktadır: Nederlandse Autoriteit Uitleenmarkt (NAU). NAU; giriş ve muafiyet kararları alma, denetim kuruluşlarını atama, halka açık bir sicil tutma ve piyasadan gelen sinyalleri analiz etme ile görevlendirilecektir. Ayrıca, sistemin işleyişine ilişkin yansıtıcı ve danışmanlık niteliğinde bir rol üstlenecektir.
NAU resmen Bakanlığın bir parçası olarak kalsa da, bağımsız bir görev icrası bulunan bir otorite olarak konumlandırılmaktadır. Uygulama raporunda, bağımsızlığın, uzmanlığın ve güvenilirliğin temel olduğu vurgulanmaktadır; bunun nedeni, kabul kararlarının kiraya verenler, çalışanlar ve iş kullananlar üzerinde ağır sonuçlar doğurabilmesidir. Böylece NAU fiilen bir piyasa düzenleyicisi olarak yapılandırılmaktadır: yalnızca tekil başvuruları değerlendiren değil, aynı zamanda tüm sektörün bütünlüğü ve gelişimi üzerinde de gözetim kuran bir organ.
Hukuki açıdan, kabul ve belirleme kararları, Genel İdari Usul Hukuku (Algemene wet bestuursrecht - Awb) anlamında idari işlem (beschikking) olarak nitelendirilir. Bu, işçi ödünç verenlerin (uitleners) itiraz ve başvuru/temyiz yoluna başvurabileceği ve NAU'nun özen, gerekçelendirme ve orantılılık ilkeleri de dahil olmak üzere genel idari hukuk ilkelerine bağlı olduğu anlamına gelir. Girişimin ekonomik önemi göz önüne alındığında, idari yargıcın önümüzdeki yıllarda NAU'nun takdir yetkisinin kapsamına ilişkin yol gösterici içtihatlar geliştirmesi beklenmektedir.
4. Kamu-özel boyutu: denetim kuruluşları
Sistemin dikkat çekici bir unsuru, özel denetim kuruluşlarının merkezi rolüdür. NAU tarafından görevlendirilen bir kuruluşun denetim raporu, kural olarak kabul için bir ön koşul teşkil eder. Bu kuruluşların öncelikle Akreditasyon Kurulu tarafından akredite edilmesi ve ardından NAU tarafından görevlendirilmesi gerekir.
Burada, özel tarafların kamu hukuku kapsamındaki bir kabul rejimi içinde temel bir rol oynadığı katmanlı bir yapı ortaya çıkmaktadır. Denetim kuruluşlarının kalitesi ve bağımsızlığı, işçi/ hizmet sağlayıcı kiralayanların hukuki konumunu belirleyen unsurlardan biri haline gelir. Aynı zamanda NAU, nihai karar verme sürecinde kendi sorumluluğunu saklı tutar. NAU’nun, örneğin ek sinyallere dayanarak olumlu bir denetim raporundan ne ölçüde sapabileceği sorusu muhtemelen hukuki tartışmaların konusu olacaktır.
5. Harçlar ve orantılılık
NAU, maliyeti karşılayan harçlar üzerinden finanse edilir. İşçi kiralayanlar (uitleners), kabul veya muafiyet prosedürü için bir ücret öder; ayrıca sicile kayıtlı kaldıkları sürece bunun ardından yıllık bir katkı payı öderler. Kabul prosedürü için alınacak ücret yasal olarak 3.611 € ile sınırlandırılmıştır.
Harçlar, maliyet karşılama ilkesine uymalı ve birkaç yıla yayılmış tahmini uygulama maliyetlerine dayanmalıdır. Bu bağlamda, bir başlangıç aşaması ile yapısal bir aşama arasında ayrım yapılmaktadır. Kanun koyucu ayrıca harçların hesaplanması ve harcanması konusunda tam şeffaflık sağlama sözü vermiştir.
Finansman sistemi, orantılılık ilkesi ışığında soruları beraberinde getirmektedir. Özellikle küçük kiralayanlar için finansal eşik önemli olabilir. Ciroya dayalı şirket büyüklüğüne göre farklılaştırma, orantılılığı güçlendirebilir ancak bunun hukuki olarak savunulabilir bir temele oturtulması gerekecektir. Harç tahsilatı konusunda da idari hukuk süreçlerinin ortaya çıkması muhtemeldir.
6. Geçiş hükümleri ve geçici kırılganlıklar
Wtta'nın özel bir unsuru geçiş hukukudur. Zamanında başvuran ve 1 Temmuz 2027'den önce başvuru yapan kiralayanlar, denetim raporu olmasa bile kurulum aşamasında kiralamaya devam edebilirler. Bu, başlangıç aşamasında halka açık sicilde henüz tam olarak denetlenmemiş kiralayanların da yer alabileceği anlamına gelir.
Bu yapı pragmatiktir ancak hukuki açıdan gerilimsiz değildir. Bir yandan, denetim kapasitesinin yetersizliği durumunda piyasanın bozulmasını önler. Diğer yandan, bir başvurunun daha sonra reddedilmesi durumunda işe alanlar için belirsizliğe ve kiralayanlar için itibar kaybına yol açabilir. NAU, bu aşamada sinyallerin ağır basabileceğini ve denetim raporu olmasa bile reddedilmeye veya iptale yol açabileceğini vurgulamaktadır. Bu durum, özenli ve şeffaf bir gerekçelendirmenin önemini vurgular.
7. Yönetişim ve uygulanabilirlik
Uygulama raporu, zamanında uygulamanın mümkün olduğu ancak planlamanın iddialı ve riskli olduğu sonucuna varılan bir Gateway incelemesine atıfta bulunmaktadır. Özellikle BT/ICT sistemlerinin geliştirilmesi, personel yapılanmasının oluşturulması ve yeterli sayıda denetim kuruluşunun zamanında görevlendirilmesi kritik faktörlerdir.
Planlama, başvuru ofisinin 2026 sonunda açılmasını, değerlendirmelerin 2027'de başlamasını ve giriş zorunluluğunun 1 Ocak 2028 itibarıyla fiilen uygulanmasını öngörmektedir. Sistemin fiili işleyişi bu nedenle ancak 2028'den sonraki yıllarda tam olarak görülebilecektir. İlk yıllar büyük ölçüde deneysel nitelikte olacak ve pratik deneyimler, daha sonraki politika geliştirmelerine yön verecektir.
8. Sonuç
Wtta, piyasaya erişimin bütünlüğü ve çalışanların korunmasını sağlamak için birincil araç haline geldiği, iş gücü piyasası düzenlemesine temelden yeni bir yaklaşım getirmektedir. NAU'nun kurulması, bu yön değişikliğinin kurumsal olarak yerleştiğini işaret etmektedir. Kiralama sektörü böylece daha önce bu ölçüde eksik olan bir tür kamu hukuku piyasa denetimine tabi tutulmaktadır.
Sistemin hukuki önemi, büyük ölçüde NAU'nun takdir yetkisini nasıl kullandığına, sinyallere ve denetim raporlarına ne kadar özenle yaklaştığına ve mali yüklerin ne kadar orantılı dağıtıldığına bağlı olacaktır. Önümüzdeki yıllar, giriş sisteminin kötü niyetli uygulamaları sona erdirmeye gerçekten katkıda bulunup bulunmadığını veya yeni kaçınma stratejilerinin ortaya çıkıp çıkmadığını gösterecektir. Hukuk uygulaması için her halükarda idari hukuk, iş hukuku ve piyasa hukukunun yoğun bir şekilde kesişeceği yeni ve dinamik bir alan doğmaktadır.